II. Beyazıt Külliyesi, 1484-1488 yılları arasında yaptırılmış olup Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük sosyal yapılarındandır. Ayrıca Edirne’nin oldukça önemli tarihi hazinelerinden biridir. II. Beyazıt Külliyesi, son dönemlerde Trakya Üniversitesi’ne devredilmiş olup üniversite tarafından müzeye dönüştürülmüştür. Günümüzde Sağlık Müzesi olarak hizmet vermekte olan Darüşşifa, 2004 yılında Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü’nü almaya layık görülmüştür. Ayrıca Edirne’de yabancılar tarafından en çok ziyaret edilen tarihi yapılardan bir tanesidir.

II. Beyazıt Köprüsü, 1488 yılında II. Beyazıt tarafından Mimar Hayrettin’e yaptırılmıştır. II. Beyazıt Külliyesi’nin yakınında yer almakta olup Tunca Nehri üzerine Edirne’deki Büyük Külliyesi’nin şehirle bağlantısını sağlamak amacıyla inşa ettirilmiştir. Herhangi bir kitabesi bulunmamakta olup 100 metrelik uzunluğa ve 6 metrelik genişliğe sahiptir. 6 tane sivri kemerli göze sahip olan Köprü, kesme taşlar kullanılarak inşa edilmiştir.

Balkan Şehitliği ve Anıtı, 1912-1913 yıllarında Balkan Savaşı’nda Bulgarlara esir düşen ve Edirne Sarayiçi’nde aç bırakılarak ölüme mahküm edilen asker ve sivil olmak üzere yaklaşık 20.000 şehidin anısını yaşatmak amacıyla Edirne Sarayiçi’nde inşa ettirilmiştir. 14 Ocak 1994 tarihinde törenle halkın ziyaretine açılan Balkan Şehitliği ve Anıtı’nda 12 blok üzerine 400 er ve 100 subayın adı yazılı olarak bulunmaktadır.

Tarihi Karaağaç Mahallesi, çeşit çeşit renkli, tek katlı evleri ve geniş caddeleri ile Edirne’de görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Tarihi Tren Garı ile Lozan Anıtı da burada bulunmaktadır. Tarihi Tren Garı, 1913-1914 yıllarında İstanbul’da bulanan Sirkeci Garı örnek alınarak Mimar Kemalettin Bey tarafından yapılmıştır. Lozan Anıtı ise 24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan anlaşması anısına buraya inşa edilmiştir.

Vakıf Müzesi, Selimiye Vakıf Müzesi olarak bilinmekte olup eski adı Selimiye Dar’ül Kurra Medresesi’dir. Osmanlı Devleti’nin Baş Mimarı Mimar Sinan tarafından 1569- 1575 yılları arasında Sultan II. Selim adına inşa edilmiştir. Girişinde dikkat çekici bir taç kapı bulunan Vakıf Müzesi, kesme taş ve tuğla kullanılarak inşa edilmiştir. Müzede; Osmanlı dönemine ait çini parçaları, hat levhalar, lüleler, Kur’an-ı Kerimler, hilyeler ve şamdanlar sergilenmektedir. Ayrıca müze içerisinde Mimar Sinan’ın anlatıldığı bir oda da bulunmaktadır..

Ali Paşa Çarşısı, Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı Hersekli Semiz Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın bir eseri olan Ali Paşa Çarşısı, Semiz Ali Paşa Çarşısı olarak da bilinmekte olup 1569 yılında inşa edilmiştir. 129 dükkan içeren çarşı, Edirne’nin önemli ticaret noktalarından biridir.

Türk İslam Eserleri Müzesi, Selimiye Külliyesi’nin Dar-ül Tedris Medresesi’nde bulunmaktadır. Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak günümüzde hizmet vermekte olan Edirne Müzesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği üzerine 1925 yılında yaptırılmıştır. Müzede; prehistorik dönemden kalma eserler, Yunan, Roma, Bizanslılara ait eserler, değerli sikke koleksiyonları, heykeller, toprak ve cam kaplar sergilenmektedir. 1971 yılından itibaren Selimiye Camii’nin yanında yer alan yeni binasında hizmet vermektedir.

Tarihi Arasta Çarşısı, Selimiye Camii’nin hemen yanında bulunmakta olup Selimiye Camiisi’nin yapı topluluğu arasında yer almaktadır. Selimiye Camiisi’ne gelir getirmesi amaçlanarak, III. Murat tarafından 1574-1595 yılları arasında inşa ettirilmiştir. Tarihi Arasta Çarşısı olarak bilinen 124 dükkan içeren Selimiye Arastası, Mimar Davut Ağa tarafından yapılmıştır. Arastanın ortasında bir tane dua kubbesi bulunmakta olup her sabah esnaf burada bereket ve hayır duaları yapmaktadır.

Kırkpınar Yağlı Güreşleri, geleneksel Türk yağlı güreş turnuvasıdır. Her sene haziran ayı sonu ila temmuz ayı başında Edirne’nin Sarayiçi semtinde düzenlenir. Pehlivanlar üç gün süresince er meydanında mücadele ederler. Son gün yapılan finallerde her boyun (kategorinin) birinci, ikinci ve üçüncüleri belirlenir. Bunlardan en önemlisi başpehlivandır. Güreşler esnasında Kırkpınar Festivali düzenlenir ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirilir. Yağlı güreş, geleneksel Türk sporları içinde ön sıralarda yer alan bir spor dalıdır. Osmanlı Devleti’nin her yerinde düzenlenen panayırların hepsinde güreş yapılır ama bunların içinde yalnız Kırkpınar’da “baş”ı kazanan pehlivan, gelecek senenin Kırkpınar güreşlerine kadar “başpehlivan” bilinirdi. Bu düşünce günümüzde de devam etmektedir.

Sarayiçi Kırkpınar Er Meydanı; her yıl, dünyanın en eski spor organizasyonlarından biri olan Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin düzenlediği bölgedir. 2010 yılı itibari ile Kırkpınar Yağlı Güreşleri UNESCO tarafından Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.

Adalet Kasrı, 1561’de Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Sarayiçi’nin girişinde yer alan Adalet Kasrı, dört katlı bir yapıya sahip olup üst katında mermer fıskiyeli bir havuz bulunmaktadır. Adalet Kasrı’nın bir dönem Divan-ı Hümayun olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Edirne Yeni Sarayı olarak bilinen Saray-ı Cedid bu bölgedeki ikinci saray olmakla birlikte yapımına Sultan II. Murat döneminde Türkler’in Edirne’yi ele geçirmesinden sonra başlanmış olup, yapımı 1451 yılında oğlu Fatih Sultan Mehmet zamanında tamamlanmıştır. Edirne Sarayı olarak da bilinen Saray, İstanbul’daki Topkapı Sarayı’ndan sonra Osmanlı’nın en büyük saraylarından biri olma niteliğindedir. Günümüze yalnızca çok küçük bir kısmı ulaşabilmiştir.

Fatih Köprüsü, Edirne Sarayiçi’nde bulunmaktadır. Demirkapı ile Adalet Kasrı arasında yer almakta olup Tunca Nehri üzerine inşa edilmiştir. 1452 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen köprü, 34 metre uzunluğa sahip olup ortada büyük ve yanlarda daha küçük olmak üzere 3 gözlü bir yapıya sahiptir. Bönce Köprüsü olarak da bilinen Fatih Köprüsü, rıhtımları ile dikkat çekmektedir.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1553-1554 yıllarında inşa edilen bu köprü Sarayiçi’ni Edirne’ye bağlamaktadır. 60 metre uzunluğunda olan köprünün genişliği 4,5 metredir. 1902 yılında selde zarar gören köprü o dönemde ve son olarak da 1990 yılında onarım geçirmiştir. Kanuni Köprüsü halk arasında Saray Köprüsü olarak binilmektedir.

Balkan Harbi’nde Edirne’yi savunan tabyalardan en büyüğü olan Hıdırlık Tabyası, 1912 tarihinde gerçekleşen I. Balkan Savaşı’nda son derece önemli bir yere sahiptir. Aynı zamanda Şükrü Paşa’nın karargâhı olarak da kullanılmıştır. Hıdırlık Tabyası, Balkan Savaşları sonrası önemini yitirmiş, gelişen top teknolojisinin gerisinde kalmıştır. Zaman içinde yer yer kullanılsa da bilinçsiz kullanım sonucu oluşan tahribata daha fazla karşı koyamamıştır. Ancak gerçekleşmekte olan restorasyon çalışmaları ile Hıdırlık Tabyası’nın önemli bir turizm noktası haline getirilmesi amaçlanmaktadır.
Hıdırlık Tabyası, yaklaşık 1800 metreyi bulan çevresi ile Edirne’deki en büyük tabyadır. Nizamiye, ana giriş binası, koğuş binası, topçu Odaları, topçu bataryaları ,hendek ve avludan oluşmaktadır.

Çanakkale Şehitliği’nin ardından Türkiye’nin en büyük ikinci şehitliği konumundadır. Şehitlikte 52 bin şehidin anısı yaşatılmaktadır. Sarayakpınar yolu Kemer Dere mevkiinde yer alan, 22 Mayıs 2015 yılında açılışı gerçekleşen şehitlikte, ismi tespit edilen 5 bin 5 şehit adına bir abide yer almaktadır.

Sokullu Hamamı, 1568-1569 yıllarında Sokullu Mehmet Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Üç Şerefeli Camii’nin karşısında bulunan Sokullu Hamamı, 16. yüzyıl Türk mimarisinin özelliklerini taşıyan en önemli yapılardan olup çifte hamam planına sahiptir. Ayrıca Sokullu Hamamı, Türkiye’deki en büyük kubbeye sahip olan hamam olma özelliğini taşımaktadır. En büyük kubbeli hamam olması ve tarihi bir yapı olması sebebiyle Türkiye’deki en iyi hamamlar kategorisinde yer almaktadır.

Cisr-i Ergene Köprüsü olarak da bilinen Uzunköprü, Ergene Nehri üzerinde yer almaktadır. 1426-1443 yılları arasında II. Murat tarafından dönemin Baş Mimarı Müslihiddin’e inşa ettirilmiştir. 1392 metrelik uzunluğu ile dünyanın en uzun ikinci taş köprüsüdür. Anadolu ve Balkanları birbirine bağlayan tek köprü olma özelliğine sahiptir. 6.80 metre genişliğe sahip olup 174 kemeri bulunmaktadır. Bazı kemerleri sivri bazı kemerleri yuvarlak olan köprünün, taş ayakları arasında fil, aslan, kuş figürleri dikkat çekmektedir. Tarihi köprü üzerinden halen Edirne-İzmir Devlet Karayolu geçmektedir.

Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk “Özgürlük Anıtı” Uzunköprü’de 11 Aralık 1908’de dikilmiştir. Meşrutiyet anayasasının yeniden yürürlüğe konması ve yeni Meclis-i Mebusan’ın oluşturulması nedeniyle, Cizr-i Ergene’de (Uzunköprü) belediye dairesi önünde 11 Aralık 1908 tarihinde gerçekleştirilen törende; bu anıtla Fransız devriminin getirdiği demokrasinin ana ilkeleri olan Hürriyet, Adalet, Müsavat (eşitlik), ve Uhuvvet (kardeşlik) sözcüklerinin anıtın dört yanına mermer yazıtlar biçiminde yerleştirilerek ölümsüzleştirilir.

Edirne’nin Osmanlı Devleti’nin başkenti olmasının ardından, şehrin su ihtiyacını karşılamak amaçlı, merkeze 40 kilometrelik mesafede bulunan Sinanköy ve Taşlımüsellim köylerindeki kaynaklardan su getirilmeye başlanmış ve ihtiyacı karşılamak amaçlı Mimar Sinan Su Kemeri yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan bu su kemerleri sayesinde Edirne’ye gelen sular çeşitli kuruluş ve çeşmelere dağıtılmıştır. Bu kemerler moloz ve kesme taş kullanılarak yapılmıştır.

Lalapaşa Dolmenleri, Traklar’a ait en önemli eserlerden biridir. Lalapaşa Dolmenleri, toprağa yan yana olarak sıralanmış birkaç büyükçe yassı taşlarla bunların üzerine yatay olarak yerleştirilmiş, yine aynı şekilde büyükçe yassı taşlardan oluşan tarih öncesi yapılardır. Mezar olarak kullanıldıkları düşünülmektedir. Bu tür taşların M.Ö. 1200 yıllarında Kuzey Balkanlar’dan Trakya’ya göç etmiş olan topluluklara ait olduğu düşünülmektedir.

Ainos’un iki limanından biri olan bugünkü Taşaltı Gölü’nün batı yamacında, Kral Kızı olarak bilinen mevkiide yer almaktadır. Son yıllarda yapılan kazılar ve araştırmalar bazilikanın şu ana kadar yedi yapı safhası geçirdiğini ve en eski yapı katının Roma dönemine kadar geri gittiğini göstermiştir. Orta nefte taban döşemesi seviyesinin altında kayaya oyulmuş üç nişten oluşturulan bir çeşme ortaya çıkmıştır. Temellerinden ele geçen 10 altın sikkeden dolayı bazilikanın son evresinin 12. yüzyıla ait olduğu anlaşılmıştır.

Şehrin doğusundaki yükselti üzerinde yer alan terazi, Antik Ainos kentinin su gereksinimini temin eden ve 5 kilometre doğusundaki Yenice Köy’deki kaynaktan Enez’e künklerle taşınan suyun basıncını ayarlamak ve birden fazla kola ayrılmasını sağlamak amacıyla yapılmıştır. Bu terazi suyun kaynağı ile dağıldığı birimler arasındaki eğimden kaynaklanan basıncı ayarlayarak künklerin patlaması önleniyordu. Terazinin üst kotu Kale ile aynı seviyededir. Günümüze sağlam durumda ulaşan terazi kesme kalker taşından ve kare planlıdır. Roma Dönemi’nde yapıldığı sanılmaktadır. Terazi, Roma-Bizans ve Osmanlı dönemlerinde kullanılmıştır.

16. yüzyılda inşa edilen bu sahil kervansarayı, Ege Adaları ile Trakya arasında yoğunlaşan ticarette bir değişim merkezi olarak kullanılmıştır. Dönemin en önemli liman kentlerinden biri olan Enez’de bulunan bu kervansaray Osmanlı mimarisinde inşa edilmiş diğer kervansaraylar arasında önemli bir yere sahiptir. Bu kervansaray 1. Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından kullanıldığı için “İngiliz Kışlası” olarak anılmaktadır. Enez Sahil Kervansarayı, tarihi değeri açısından görülmesi gereken bir değer olarak ziyaretçilerini beklemektedir.

© Copyright 2018 TTİDTrakya Turizm İşletmecileri Derneği - Tasarım Adil İbiş